15 Ağustos 2016 Pazartesi

Büyük Piramit'in İçindeki Savunma Mekanizması


Eski Mısırlılar, Gize’deki Büyük Piramit’in içinde yer alan Kral Odası’nı mezar soyguncularından korumak amacıyla, taş bloklar ve oluklardan oluşan basit ama bir o kadar da karmaşık bir sistem meydana getirdiler. Science Channel’ın “Unearthed” belgeseli için bu antik savunma sistemi bilgisayar animasyonlarıyla yeniden canlandırıldı.

Sözdebilim Yuvası Olimpiyatlar

Rekabete dayalı sporlar sözdebilim için bereketli bir alan. Sporcular kendilerine en ufak avantaj sağlayacak şeyleri kullanmaktan kaçınmıyorlar. Bunlar, temelsiz iddialara dayanan, sözdebilimsel uygulamalar, işe yararlığı şüpheli de olsa pazarlama dehasıyla satılan ürünler, şans getirdiğine inanılan nesneler bile olsa. 

Kinesio bant uygulayan bir atlet
Sözgelimi, 2008 ve 2012 Olimpiyatlarında bazı sporcular vücutları üzerine renkli şeritler yapıştırmışlardı. 30 yıl önce Japon kiropraktör (yine sözdebilimsel bir uygulama olan kiropraktiği yapan kişi) Kenzo Kase tarafında geliştirilen bu şeritlere, kinesio bant (kinesiotape) deniliyor. Bunlar performans artışı sağlamaya, yaralanmayı azaltmaya ve kasların çok daha hızlı iyileşmesine yardımcı olduğu iddia edilen, ancak işe yaradığına dair çok zayıfbulgular olan ürünler. Ki kimi bilim insanlarının deri yüzeyine yapıştırılan bantların etkisinin çok daha derindeki kaslara ulaşabileceğine dair şüpheleri var.

2016 Rio Olimpiyatları’nda yarışan birçok sporcunun, özellikle de yüzücülerin, sırt, omuz ve bazen de vücutlarının farklı yerlerindeki yuvarlak morluklar dikkatinizi çekmiştir. Bu, geleneksel Çin tıbbında uygulanan ve bizim de hacamat olarak bildiğimiz bardak çekme uygulamasından başka bir şey değil.

Denge Bilekliği

Bir zamanlar birçok ünlü sporcunun takması sonucu bir çılgınlık hâlinde yaygınlaşan ve işe yaramadığı kanıtlanan denge bilekliği palavrası gibi, kinesio bant ve bardak çekmenin işe yaradığına dair kanıt olmaması dışındaki bir diğer ortak nokta da, dışardan kolayca gözlemlenebilir olması. Bu da insanın aklına ister istemez bu uygulamaların yalnızca buz dağının üstü olduğunu getiriyor. Peki sporcuların derilerinde görülebilir izler bırakmayan başka işe yaramaz uygulamalar olabilir mi?

Uygulama pratikte işe yaramıyor olsa bile, plasebo etkisinin getireceği en ufak fayda bile atletleri yanlış inançlara yönlendiriyor. Antrenörler büyük ihtimalle, faydanın tamamen psikolojik olup olmadığını umursamıyorlar bile, onların tek umursadığı iyi performans ve zafer.

Sporcuların batıl inanca ve plasebo etkisine olan zafiyeti, spor dünyasında da milyon dolarlık “mucizevi ürün” endüstrisinin gelişmesine neden oluyor. Bu endüstri, profesyonelleri ve seçkin sporcuları hedef alıyor ve böylece bu isimleri, ortalama bir sporcunun kendi ürünlerini satın almasına teşvik için kullanmış oluyor.

Sırtını kaplayan yuvarlak morluklarla Olimpik havuzun etrafında yürüyen Michael Phelps’in en rahatsız edici tarafı da bu. Sözdebilimin ayaklı reklam tabelası olmak.

Bardak Çekme
Pek çok “antik” alternatif tedavi gibi bardak çekme de tamamen hurafe temelli bir tedavi yöntemi olarak sıhhat ya da hastalığın fizyolojik mekanizmalarına ilişkin en ufak bir fikirleri bile olmayan, bilim öncesi bir kültürün parçasında doğdu.

Çin Alternatif Tıbbında kupa çekme

Bardak çekmenin iki türü var. Hacamat olarak bildiğimiz “ıslak çekim” (wet cupping) ve kanamaya sebep olmayan “kuru çekim” (dry cupping). Çinlilerin uyguladığı ıslak çekimde, cam bir kupa ya da bardak derinin üstüne yerleştirilir ve ardından kupanın üstünde tütsü yakılarak içindeki havanın boşaltılması sağlanıp, kısmi bir vakum oluşturulur (Arap pratiğinde kupanın üstüne değil içine alev tutulur), böylece kanın çekilmesi sağlanır. 

Islak çekimin amacı, pıhtılaşmış kanı ve ısıyı atmak, ateşi ve bilinç kaybını tedavi etmek, acıyı ortadan kaldırmaktır. Şüphesiz, günümüzdeki Geleneksel Çin Tıbbı uygulayıcılarının söylediği bu yönde. Bir zamanlar, bu tedavinin amacı, kan ya da kandaki enerji anlamına gelen “çi”yi temizlemekti. Kısacası bardak çekme, Çinlilerin hacamatından ötesi değil. 

Antik tedavi yöntemlerinin pek çok türünde olduğu gibi, modern uygulayıcılar aynı ya da benzer teknikleri kullanırlar fakat modern kulaklara daha kabullenilir gelmesi için iddialarını değiştirirler. Bu tür iddiaların bir göstergesi tedavinin neyi tedavi ettiğine ilişkin belirli iddialar öne sürmektir. Hedeflenen rahatsızlıklar yaygın olan öznel semptomlar göstermeye meyleder. Bel ağrısı, kas ağrısı, eklem ağrısı, yorgunluk ve baş ağrıları bilinen, yaygın hedeflerdir. Bu da, bu tedaviler için öne sürülen iddiaların, mantıkla, kanıtlarla, araştırmalar veya bilimle değil, piyasa güçleri tarafından yönlendirildiğinin net bir göstergesidir.

Bir diğer gösterge ise tedaviyi meşru kılmak için bahsedilen sözde mekanizmalardır. Bunlar günümüzün trend anlatılarına uyum sağlarlar ve yine bilim değil, pazar güçleri tarafından yönlendirilirler. Yüzlerce yıl önce bardak çekme çiyi serbest bırakıyordu. Bugün ise isimsiz toksinleri atmak, kan akışını hızlandırmak ve bağışıklık sistemini güçlendirmek için kullanılıyor.

Bardak Çekme Araştırmaları
Şu anda yaşadığımız dünyada, ne kadar gülünç olursa olsun, ciddi bir araştırmayı hak etmediğini düşünebileceğimiz neredeyse hiçbir tıbbi iddia yok. Bu yüzden evet, bardak çekme üzerine yapılan gerçek tıbbi araştırmalar da var. Böylesi bir araştırma açıkçası kaynak israfından başka bir şey değil ve muhtemelen etik dışı da. Aynı zamanda ona destek verenlerin uygulamalarını etkilemiyor. Analiz etmek ve dikkat çekmek için gerçek bir araştırmanın olması ne kadar iyi de olsa, genel olarak buna pek değdiği söylenemez.

Tamamlayıcı ve alternatif tıp alanında uzmanlaşmış olan Prof. Edzard Ernst’ün bu konuda hakkındaki sistematik incelemeler üzerine yaptığı çalışmada vardığı sonuç şöyle:


“Sonuç olarak, bu sistematik incelemelerin genel değerlendirmesinin öne sürdüğü, bardak çekmenin ağrıyı azaltmakta etkili olabileceğidir. Diğer belirtiler içinse kanıtlar yetersizdir. Tüm sistematik incelemeler büyük oranda taraflılık riski taşıyan başlıca araştırmaları temel almaktadır. Bu nedenle, bardak çekmenin iyileştirici değeri konusundaki hatırı sayılır ölçüde belirsizlik devam etmektedir.”


Çin Alternatif Tıbbını destekleyen dergilerde yayımlanan diğer sistematik incelemeler de ikna edici değil. Sözgelimi, bel ağrısın tedavisinde bardak çekmeye ilişkin, yalnızca tek bir randomize kontrollü çalışmayı içeren 2013 tarihli bir inceleme şunu gösteriyor:


“Bu randomize kontrollü çalışmada, ıslak çekme grubunun etkinlik oranı bekleme listesi grubundakiyle benzerdir (p>0.05).”


Bu nedenle randomize kontrollü olmayan çalışmaları, vaka raporlarını ve başyazıları eklediler çünkü:


“Randomize kontrollü çalışmalar yüksek nitelikli kanıtlar sunmasına rağmen, randomize kontrollü olmayan çalışmaları bu araştırmaya ekledik çünkü sınırlı sayıdaki randomize kontrollü çalışma ikna edici kanıtlar sunmamıştır.”


Tüm bunların sonucunda bardak çekme üzerine yapılan araştırmalar çoğunlukla negatif sonuç veren, düşük nitelikli ve büyük oranda taraflı araştırmalardır. Bardak çekmenin gerçek fizyolojik etkilerine dair ikna edici bir kanıt bulunmamaktadır. 

Savunucuları en azından terapinin yararlı olduğunu iddia edebilirler fakat acele etmesinler. Genelde bir tedavinin yararlı olduğunu varsayma eğilimi vardır, çünkü hiç kimse potansiyel riskleri belgelemeye zahmet etmez.

Sözgelimi, bir vakada bardak çekmenin bir hastada sedef hastalığının yayılmasına sebep olduğu bildirilmiştir (sedef hastalığı lezyonları tuhaf yuvarlak şekiller meydana getirdiği için hastayı tedavi eden doktorların dikkatinden kaçmıştır).


Hacamat uygulaması sonucu hasta üzerinde oluşan yanıklar
Bardak çekmenin en yaygın yan etkileri morarma, yanık ve deri enfeksiyonudur. Şiddetli ıslak çekme uygulaması kansızlığa bile yol açabilir. Çin’de yaşanan bir vakada olduğu gibi kısa sürede aynı noktaya hacamat uygulaması yapılması sonucu derin yarıklar oluşabilir.

Yan etkilerin önemsiz olacağını varsaysak bile, bardak çekmenin kanıtlanmış ya da makul bir faydası olmadan, rahatsızlık, para kaybı, ve kozmetik kusurlar gibi yan etkilerini göze almaya değer mi diye düşünmek lazım.

Sonuç: Bardak çekme sözdebilimdir!
Bardak çekme de akupunkturdan, kan çekme (hacamat), frenolojiden ve diğer tıbbi sözdebilimsel uygulamalardan farklı değil. Bu tedavi, bilim öncesi hurafelere dayanıyor ve modern müşterilere daha etkin bir şekilde pazarlamak için yeni bir makyajla sunuluyor. 

Mükemmelliğin, sıkı çalışmanın, adanmışlığın ve dostça rekabetin övülmesi gerektiği Olimpiyatların, sözdebilim yuvası hâline gelmesi büyük bir talihsizlik değil de nedir? Artık bu etkinlikler, kolay aldanmayı ve hurafeyi de temsil ediyor ve onu takip eden dünyaya kolay aldanmayı aşılıyor.

Kaynaklar:

4 Ağustos 2016 Perşembe

Richard Dawkins - "Bilim. İşe Yarıyor!


Oxford Üniversitesi'nde yaptığı bir konuşmada, inanç yerine, bilimsel metodu nasıl haklı çıkardığına dair bir soru sorulması üzerine Richard Dawkins esprili bir dille cevap veriyor.

İnternet memi haline gelen bu söz, bir xkcd karikatürüne gönderme:


3 Nisan 2016 Pazar

Altıncı Yok Oluşa Hazır mısınız?



Dünya'da gerçekleşen 5 kitlesel yok oluşun sonuncusu bir asteroit çarpması sonucu gerçekleşti ve yaşayan türlerin %75'i bu felaket sonrası yok oldu. Sırada ise en büyük yok oluş olan, 6. yok oluş var. Ve bu kez yıkım bir asteroitten değil, insanlardan gelecek.

Gündemimiz hemen her an yakınımızda yaşanan felaketlerle yeterince meşgul olduğundan, Dünya'nın geleceğini düşünmeye pek fırsat kalmasa da, kendi bindiğimiz dalı bu hızla kesmeye devam ettiğimiz sürece, bir süre sonra endişelenebileceğimiz bir Dünya bile kalmayacak belki de. Altıncı Yok Oluş adıyla yayımlanan ve bu konuyu etraflıca ele alan kitabı da hem konunun önemini daha iyi kavramak isteyenlere hem de popüler bilim meraklılarına tavsiye ediyorum. 

23 Mart 2016 Çarşamba

Kendi Vücudumuzda Bulabileceğimiz Evrimsel Kanıtlar


Fosil kayıtları, karşılaştırmalı anatomi ve genetik, evrim için yeterli kanıtları teşkil etse de, evrimin izlerini yakından gözlemlemek için aslında yapmamız gereken tek şey kendi bedenimize bakmak! Vücudumuzda atalarımızdan miras kalmış onlarca körelmiş yapı bulunmakta. Üçüncü göz kapağı, çenemize sığmakta zorlanan ve pek çoğumuzun başbelası olan yirmi yaş dişleri vb, aslında evrimsel geçmişimizin birer parçası. Peki vücudumuzda farkında olmadan taşıdığımız diğer kalıntılar neler?

5 Mart 2016 Cumartesi

Ağaç Taşlayan Şempanzeler Dinsel Davranış mı Sergiliyor?

Batı Afrika'nın Gine Cumhuriyeti'ndeki savanlarda yaşayan şempanzeleri ilk defa inceleyen araştırmacılar, daha önce benzeri görülmemiş bir durumla karşı karşıya kaldılar. Belirli ağaçlara taş atan veya bu ağaçların oyuklarında taş biriktiren şempanzelerin, bir tür ayini andıran bu davranışları, dinsel inancın kökenine ışık tutuyor olabilir.

Şempanzelerin ve diğer kuyruksuz maymunların, sert kabuklu yiyecekleri kırmak için taşlardan yararlandıkları uzun zamandır biliniyordu. Fakat bu yeni davranış, pratik bir faydadan çok, ayin amacıyla taş yığınlarını bir araya getiren insanların davranışlarına daha çok benziyor.

Bölgede aylar boyunca gözlem yapan ve şempanzelerin ‘toplu taş atma’ davranışlarını kameraya alan araştırmacılar, iki temel teori üzerinde yoğunlaştılar. Bunlardan ilkine göre, erkek şempanzeler ağaçlara taş attıklarında çıkan yüksek sesle, güçlerini sergiliyor olabilir, fakat bu durum aynı davranışı gösteren yetişkin dişiler ve yavru şempanzelerle ya da dikkatli bir şekilde taşları oyuklara bırakan şempanzelerle uyuşmuyordu.

Araştırmacılar, Nature’da yayımlanan makalelerinde “Bu araştırma, taş alet kullanımının hedeflenmiş ağaçlardan yiyecek çıkarmak dışında bir amaçla kullanma davranışı sergileyen şempanzelerin, tekrar eden gözlemlerinin ilk kez kayda geçirilişini temsil ediyor.” diye ifade ediyorlar.

İnsanlar için, gömü alanları ve kutsal alanlarda görülen taş yığınları çok çeşitli kavramları simgeler. Bu örnekler, insanlık tarihindeki dinsel davranışların en erken örnekleri arasında sayılıyor, öyleyse şempanzelerin davranışları da aynı içgüdüyü temsil ediyor olabilir.

Makaleye göre şempanzelerin toplu taş atma davranışı insan ritüel uygulamalarıyla iki önemli benzerlik taşıyor: zaman içinde buluntu topluluğunun arttığı belirli bir bölge ya da yerleşimle güçlü bir ilişki ve ritüel davranış tekrarı.

Şempanzelerin toplu taş atma davranışı, insan ritüelleriyle gözlemlenebilir, çok daha doğrudan bir bağlantıyı da temsil ediyor olabilir. Araştırmacılardan Laura Kehoe, Batı Afrika yerli halkının ‘kutsal' ağaçlarda taş biriktirme ritüeliyle -dünyanın pek çok yöresinde de görülmekte-, burada keşfetmiş oldukları bulgular arasındaki ürkünç derecede benzerliğe dikkat çekiyor.

Bu keşif, insanlığın kutsal ritüellerinin başlangıcına ışık tutabilir diye yazan Kehoe, “Patikaları ve bölgeleri taş yığınları gibi tabelalarla işaretlemek insanlık tarihinde önemli bir adımdır” diye ekliyor. “Şempanze bölgelerinin, taş atma alanlarıyla ilişkisini anlamak, burada da aynı durumun söz konusu olup olmadığına dair ışık tutabilir.”

Ayrıca bu araştırma, sadece insan arkeolojisinin değil, insan dışındaki primatların arkeolojik kanıtlarından ortaya çıkan primat arkeolojisinin de, insanlığın geçmişini aydınlatmakta umut vaat eden yeni bir alan olacağına işaret ediyor.





Kaynaklar:
http://www.nature.com/articles/srep22219
https://theconversation.com/mysterious-chimpanzee-behaviour-may-be-evidence-of-sacred-rituals-55512
http://www.independent.co.uk/news/science/mysterious-chimpanzee-behaviour-could-be-sacred-rituals-and-show-that-chimps-believe-in-god-a6911301.html
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...