Kör Saatçi Belgeseli (1/5) Richard Dawkins



Youtube'dan görüntüleyemeyenler Facebook'tan izleyebilir [tıkla]

Güncelleme: TÜBİTAK uzun bir zamandan sonra, 2010 Ağustos'undan bu yana Kör Saatçi'nin yeni baskılarını yapmaya başlamıştır. Darısı basılmayı bekleyen diğer kitapların başına!

İzleyiciye Önemli Not:
İlk basımı 2002 yılında TÜBİTAK tarafından yapılan ve Richard Dawkins'in, var olan tüm canlı organizmaların bir tasarımcının varlığını gerektirmediğine dair görüşlerini detaylıca anlattığı Kör Saatçi kitabının yeni basımları uzun bir süredir askıya alınmış durumda. Sadece Kör Saatçi değil, evrim konulu yayınlar veya ateist/agnostik olduğu bilinen birçok bilim insanının da kitapları TÜBİTAK tarafından yayımlanmıyor artık. Örneğin paleontolog Roger Leakey'nin Göl İnsanları, Mahlon B. Hoagland'ın Hayatın Kökleri veya Jared Diamond'ın Tüfek Mikrop ve Çelik'i gibi.

Bilim ve Teknik Dergisi'nde yaşanan Darwin ve evrim temalı kapak konusunun sansürlenmesi ve yaşanan skandalın ardından, bu kitapların basılmamasının arkasında da siyasi bir neden olduğunu düşünmemek elde değil.

Bu nedenle Kör Saatçi belgeselinin önemli bir eksiği kapatacağına inanıyorum. BBC tarafından 1987 yılında yayımlanan bu yapımda anlatılanların pek çoğu artık konu hakkında etraflıca bilgi edinenler için yeni olmayabilir. Gerçi evrim karşıtlarının internette sürekli aynı soruları yinelemesinden, bazılarının hâlâ oldukları yerde saydıklarını söyleyebiliriz. Yapım oldukça eski, ancak verdiği bilgiler hâlâ güncel ve bir o kadar önemli. Çeviriyi işeterek yaptığım için çevirme süreci biraz sancılı oldu. İşitemediğim bazı kısımlarda bana yardımcı olan Deliberte ve onun Britanyalı arkadaşı Alex'e teşekkür ediyorum burdan tekrar. Ve tabii Richard Dawkins'in kişisel yardımlarını da unutmayalım (bkz. aşağıdaki not).

Belgesel, canlı organizmaların evrilmesinde neden bir tasarımcının gerekli olmadığını, örneğin yaprakları ya da başka canlıları taklit eden inanılmaz karmaşık canlıların nasıl olup da evrilebildiklerini somut bir biçimde ortaya koyuyor.

Daha fazlasını öğrenmek için Kör Saatçi'yi okumanızı önereceğim ancak malum sebeplerden bu pek kolay değil. Tek çare sahafların yolunu tutmak, ya da kitaba sahip olanlardan ödünç almak gibi görünüyor.

Fakat ben yine de sessiz kalmaktan yana değilim. Çoğunluk olup sesimizi duyurursak, bu konuda bir adım atılmasını sağlayabiliriz. Kitabın yeniden basılması için taleplerinizi lütfen bhi@tubitak.gov.tr adresine iletin.

Dilerseniz yasal bilgi edinme hakkınızı kullanabilirsiniz: http://www.tubitak.gov.tr/iletisim/index.htm;jsessionid=3DBCFD62F1E5D606FB78AE49E32A65B0

Belki bu şekilde bir ilerleme sağlarız, en azından talep olduğu için belki yeniden basmayı düşünürler, yoksa böyle bir yere varılacağı yok.

İyi seyirler!

Ekleme: Çeviride işitme problemi yaşadığım için arkadaşımdan yardım istemeden önce durumu Richarddawkins.net'te bir konu açarak duyurmuştum. Biz problemi aramızda hallettiğimiz sırada ilginç bir gelişme oldu. Mesajım siteye değil, Richard Dawkins'in kendisine iletilmiş, ve işitemediğim yerleri bizzat Richard Dawkins belirtmiş.

Gerçekten çok heyecan verici küçük bir sürpriz oldu bu.

Yani bu videonun çevirisinde Richard Dawkins'in katkıları da var artık. :)


Belgeselin Transkripsiyonu:

TELEOLOJİK ARGÜMAN

William Paley ile tanışın. Eski bir evrim düşmanı. İlahi bir yaratıcının varlığına ilişkin en açık savı öne sürdü. Ve onun savı, o günden beri Darwin'i alaşağı etmek için kullanıldı. Paley, tüm canlıların saate benzediklerini düşünürdü. Saati göstermek amacıyla tüm bu güzel zemberek ve dişlilerin bir araya gelişinin rastlantısal kuvvetlerle açıklanamayacağını söyledi. Ne rastlantısal kuvvetlerle canlıların organları açıklanabilir, ne amaçsız bir süreç böylesine karmaşık detaylar yaratabilir, ne de rastlantı böylesi karmaşık bir mekanizma oluşturabilirdi. Saatlerin bir saat yapımcısının varlığını gerektirdiği gibi, doğada da her şeye gücü yeten bir tasarımcının elinin izi olması gerekirdi. Ve Paley'e göre bu tasarımcı, Tanrı'ydı. Bu da Paley'yi bugünün sözde bilimsel yaratılışçılarının koruyucu azizi haline getirdi. Evrim biyologları, Paley'in savının zarif olduğu kadar hatalı olduğu kanısındalar ve yıllar evvel bu fikirden kurtulduklarını düşünüyorlardı. Fakat Darwinizm daima savunulmaya ihtiyaç duyuyor, yaratılışçılıksa saldırmak için ortaya çıkmaya devam ediyor. Ve bu savaş, ABD'nin İncil'in can damarı eyaletlerinden birindeki kadar tuhaf olmamıştı hiç.


YARATILIŞÇILARIN YANILGISI

Sakin Glen Rose kasabasını "Deep in the Heart of Texas" şarkısını seven yüzlercesinden ayıran tek bir şey var. Biraz ilerde şimdiye kadar bulunmuş olan dinozor ayak izlerine ait en önemli koleksiyonlardan biri, diğer yanda ise İncil'deki yaşamın kökenine ilişkin kanıtları bulmak için körü körüne çabalayan bilimsel yaratılışçılar lobisinin uydurduğu gülünç dinozor öyküsünün çıktığı yer var. Darwin'in ilk günlerinde kendisine muhalefet olan dinsel arayış, bugün de olabildiğince canlı. Çünkü insanlar evrim tanımını; yaşamın tüm çeşitliliğini ve karmaşıklığını yaratan kör bir tasarımcıyı kabul etmek yerine, yaşamın Tanrı tarafından yaratıldığına inanmayı yeğliyorlar.

Glen Rose'un tam da dışındaki, oldukça sessiz ve şirin Paluxy Nehri engebeli bir kireçtaşı araziye bağlanıyor. Aynı zamanda, yüz milyon yıl evvel burası dinozorlarla dolu çamurlu bir bataklıktı. Dinozorların bıraktığı ayak izleri tortullarla kaplanarak fosilleşti. Zaman artık onları aşınmayla açığa çıkarıyor. Kireçtaşında çok iyi bir şekilde korunmuşlar. Paluxy'deki izler 1940'larda Amerikan Doğa Tarihi Müzesi'nin baş dinozor avcısı Roland T. Bird tarafından meşhur edildi. Onlara dinozor izlerinin alınıp satıldığı bir yerel pazarda rastlamıştı. İşin garibi, yerlilerin Paluxy'den çıkarıldığı ve dinozor izleriyle birlikte bulunduğu konusunda ısrar ettikleri bu akıl almaz büyüklükteki insan ayak izleri de satıştaydı. Bird işçileri bir araya getirdiğinde kazı başlamıştı. Ve çok geçmeden dinozor izlerinden oluşan muhteşem bir geçit ortaya çıkardı. Ulusu adına bunları kurtarmaya karar verdi. İşçiler, kalıcı bir sergi için New York Doğa Tarihi Müzesi'ne taşınacak ve burada biraraya getirilecek zemini parça parça bloklar halinde keserek tamamen kaldırdılar. Bird, hiç insan izine rastlamamıştı ancak bu muazzam buluntular için yazdığı bilimsel makalede, Glen Rose'un insan ayak izleri efsanesinden bahsetmeden duramadı. Yaratılışçıların bunu ciddiye almasından korkuyordu. Ve dinozor komedisi, 40 yıl sonra hâlâ burada dolaşıyor. Yaratılışçılar, insan ayak izlerinin Darwin'in haksızlığını kanıtladığını düşünüyorlar, çünkü biz evrimciler son dinozorlarla ilk insan arasında 60 milyon yıl olduğunda haklıyken, izler onlara göre insanlarla dinozorların bir arada yaşadığının bir kanıtıydı. Bu, kuş benzeri üç ayaklı bir dinozora ait mükemmel bir iz. Bunu neyin bıraktığına hiç şüphe yok. Ancak bütün izler bu kadar belirgin değildir. Zamanla aşınmış, bazılarının içleri tortulla dolmuştur. Sağduyulu birinin bu insan izlerini yanlış anlayacağını düşünmezsiniz ve aynen olan da budur.

Glen Kuban (soldaki) ve Ronnie Hastings, bu izlerin insan izi olduklarına kananları ikna etmek için birkaç yılını harcayan iki araştırmacıdır.

GLEN KUBAN: "Arka kısımda insan ayağının kaba şekli var."

RONNIE HASTINGS: "Oval şekil."

GLEN KUBAN: "Doğru, oval şekil. Dinozor parmakları olduğuna dair emareler var. Orta parmak oldukça düz."

Hastings için meselenin daha derin bir önemi var. Yerel bir lisenin fen bölümü başkanı olarak, son 20 yıl içinde Teksas'taki biyoloji eğitimini sabote etmek için yaratılışçılar tarafından kullanılan bu izleri takip etmek zorundaydı.

RONNIE HASTINGS: "Şunu fark ettim ki ders kitabı yayıncıları bilim alanında olan biteni yansıtmakla ilgili değillerdi. Ders kitaplarını satmakla daha fazla ilgiliydiler. Dolayısıyla yaratılışçıların istediği gibi, evrimin üzerinde durulmaması için yapılan herhangi bir baskı yaratıldığında, buna itiraz etmezler. Öğrencilere yalan söylenmesi benim için motive edici oldu. 'Evrim önemli bir bilimsel teori değildir' ya da 'giderek önemini kaybetmektedir' gibi yalanlardı. Ama bunun tam tersinin doğru olduğunu çok iyi biliyoruz. Evrim teorisi, kuramsal yaşam bilimlerinin belkemiğidir."

Bunun gibi izler yaratılışçıların yaşamın kökenine dair görüşlerini desteklemek için sunabilecekleri tek somut kanıttır. Paluxy Nehri yataklarında gözün neyi görmek isterse onu görebileceğini keşfettik.

RICHARD DAWKINS: "Bu iki örnek ayakta duran bir insanın ayak izleri olarak yorumlandı. Bu büyük bir ayak. Büyük bir parmak burada. Diğer parmakları da şurada. Kretase dönemindeki bir insanın neden bacaklarını böyle yaparak durduğu daha fazla açıklama gerektiriyor.

"Tüm bu civardaki kayalıklarda, fiziğin gelişigüzel kuvvetleri, aşınma yoluyla kayaların üzerinde gözün ve hayal gücünün görebileceği her tür şekli yaratacak şekilde işliyor. Bu bana Hamlet'teki bir sahneyi anımsatıyor. Hamlet ve Polonius gökyüzüne bakar. Hamlet şöyle der: 'Bulutun üzerindeki neredeyse deveye benzer şekli görüyor musun?' Polonius şöyle der: 'Gerçekten deveye benziyor.'

'Bence bir gelinciğe benziyor.'

'Sırtı gelinciğe benziyor, yoksa bir balina mı?'

'Balinaya çok benziyor.'

"Bunlar tek başına, fiziğin rastlantısal kuvvetleri tarafından rastlantısal olarak yaratılabilen ufak derecede önemsiz benzerlikler. Dünya'da siz ve benim gibi salt şansla oluşamayacak kadar karmaşık ve olanak dışı görünen canlı organizmalar da var.

Aynı zamanda benim görevim, oldukça sıradışı bir yolla biriken rastlantısal fizik kuvvetlerinin var olan tüm yaşamı açıklamaya yeterli olduğuna sizi ikna etmek. Paley, gözü savının merkezi olarak seçti. Mikroskobun olduğu gibi, gözün de bilinçli ve akıl sahibi bir tasarımcısı olması gerektiğini söyledi. Çünkü iki tasarım da ışıkbilgisine sahip olmayı gerektiriyordu. Kör ve bilinçsiz bir süreç olan evrimin insan teknolojisine rakip bir görme sistemi yaratabileceğine sizi ikna edebilir miyim? Dört gözlü balıkları ele alalım. Suyun yüzey tabakasında yüzüyor. Mükemmel bir tasarım hem yukarı ve hem aşağıyı görebilirdi ki öyle de oluyor. Çünkü gözleri teknik olarak iki altbirime ayrılmıştır. Biri havaya, diğeri ise suya uyum sağlamıştır. Ve varoluşunu doğaya borçlu aşırı modern bir optik teknolojiye sahibiz.

RICHARD DAWKINS: "Bu, bilgi depolamak için kullanılan optik disk. Ve 500 milyon karaktere kadar muazzam boyutta bilgiyi saklayabilir. Kesinlikle güncel bir ürün ve pazara henüz sunuldu (1987'de). Onu yükleyeceğim ve içinde neler var bakalım."

Ah, anlıyorum ki şakacı biri Yaratılış Kitabı'nı yüklemiş! Fakat beni ilgilendiren bu diskteki yazılı olan şey değil. Tasarımının temeli buna dayanıyor: güveye. Çünkü güve gözünün sahip olduğu belirli bir özellik diskin yüzeyinde tam olarak taklit edilmiştir ve bu da böylesi muazzam bir bilgiyi depolamayı sağlayan şeydir.
Kör Saatçi Belgeseli (1/5) Richard Dawkins Kör Saatçi Belgeseli (1/5) Richard Dawkins Reviewed by GarajimdakiEjder on 22:24 Rating: 5

2 yorum:

olcay dedi ki...

ellerinize, parmaklarınıza, yüreğinize sağlık :) çok teşekkürler emeğiniz için.

SC dedi ki...

bugün bir kitapçıda gördüm, ağustos 2010 itibariyla 5000 adet basilmis Kör Saatçi, 11. baskısıymış, sevindirici bir haber.