Kör Saatçi Belgeseli (4/5) Richard Dawkins



Youtube'dan görüntüleyemeyenler Facebook'tan izleyebilir [tıkla]

Belgeselin Transkripsiyonu:

Biyomorflarımın evrimini izleyerek, bu kek ve tarif benzerliğini keşfedelim.

RICHARD DAWKINS: "Bunlar biraz Çinlilerin gemilerine benziyor galiba. Bir çevrede tehlikeli görünmenin avantajlı olduğunu düşünün, avcıları korkutan bir akrep gibi örneğin. Kasıtlı olarak akrebe benzer bir soy üretip üretemeyeceğime bakayım. Ne kadar ileri gidebileceğimizi görelim."

Gövdeleri oldukça farklı olmasına rağmen, her bir yavrunun genlerinden sadece birinde gerçekleşen küçük, rastgele bir değişimle ebeveynlerinden ayrıldığını akılda tutmak önemlidir.

RICHARD DAWKINS: "Muhtemelen tepesindeki kıskaçları olan şeylerden akrebe olan küçük benzerliği görüyor musunuz?"

Şans temeldeki genetik tarifte rastgele değişimlere, yani mutasyonlara sebep oluyor.

RICHARD DAWKINS: "Bunu çoğaltalım."

Fakat ben tamamen hoşlandıklarımı seçiyorum. Yapay seçilimim olan kek, sığır ya da gül üretiyormuşum gibi, rastgele değişime farklı bir yön veriyor. Çünkü yeni tarifin hangi versiyonlarının üremek için hayatta kalacağına o karar veriyor.

RICHARD DAWKINS: "Öndeki pençeleri ve arkadan uzayan gövdeleri görmeye başlıyorum. Bu genel hatları itibariyle gerçek bir akrebe benziyor."

Bu özetle evrimin ta kendisidir.

RICHARD DAWKINS: "Beklendiği gibi bir program yazmış olmama rağmen, ekranda ortaya çıkan şekillerin çeşitliliğini en renkli düşlerimde görmeye bile hazırlıklı olamazdım. Sadece akrepler ya da sinekler değil, ay araçları, Aztek tapınakları, avizeler, hatta ünlü Oxford filozofu da bunlar arasındadır."

Bu biyomorf ülkesinden sağlanan tek bir yörünge. Her birey başarılı olan kuşakların ebeveynidir. Yani her biri bir sonrakiden tek bir mutasyon adımıyla farklılaşmıştır. Bir de sadece 14 kuşak sonra nereye kadar geldiğimize bir bakın.

Bazen biyomorflarımın arasındaki engin genetik uzayda yapılan bir yolculuğu hayal ediyorum. Her bir gen bir boyutu temsil ediyor, yani burası 18 boyutludur ve binlerce trilyon biyomorf bu 18 genden yaratılabilir. Gerçek hayvanlar aleminin hiperuzayında dolaşsak, var olmuş ve var olacak tüm hayvanları görebilirdik.


EVRİLEN BULUŞLAR

Bilgisayarda genetik adına ne yaptıysam, Prof. Ingo Rechenberg aynısını mühendislik laboratuvarında yapıyor. Kendisi Batı Berlin'deki bir teknik üniversitede, doğadan ilham alma geleneği üzerine kurduğu Biyonik ve Evrim Tekniği Bölümünü yönetiyor. Bu tuhaf rüzgar toplayıcısında çevresel pervaneler, havada deniz suyu üreterek, rüzgardan gelen enerjiyi büyük oranda artıran güç üretici bir çarka yolluyorlar. Bu buluş havada süzülen kuşların aerodinamik bilgisiyle ilgili çalışmadan geliyor. Fakat Rechenberg'ün aerodinamik yapıları sadece doğayı taklit etmiyor, kuş kanatlarında olduğu gibi pek çok kuşakta genetik olarak evriliyorlar.

RICHARD DAWKINS: "Biyomorflardaki problem bilgisayar ekranında sıkışmış olmalarıdır, bu nedenle insan iradesiyle seçilmek zorundalar. Bilgisayardaki genlerin uzanıp, gerçek dünyadaki önem arz eden şeyleri kontrol edebilecekleri bir yol bulduklarını görmek için can atıyorum. Bildiğim kadarıyla 20 yıl önce Prof. Rechenberg aslında bunu başarmıştı. Fakat şimdilerde bilgisayar kullanmaktansa, zar atmayı yeğliyor. Rüzgar tünelindeki rüzgar sürtünmesini en aza indirecek kanat profilinin şeklini bulabilmek onun için problemdi. Her birine gen adını verdiği beş menteşeli bir plakası vardı. Her bir genin 51 farklı pozisyonu bulunmaktaydı. Menteşeli plakanın, yani rüzgar tünelindeki kanat profilinin şeklini değiştirebiliyordu. Darwinsel anlamda en uygun şekle evrilmesini istiyordu. Meslektaşları bu konuda biraz alay ettiler. Çünkü doğru yanıtın yassı bir düzlem olduğunu biliyorlardı. Rechenberg, evrim kolay sorunları çözebiliyorsa, henüz çözümü bilinmeyen daha güç sorunları çözmek için de kullanılabilir diye düşündü. Meslektaşları başka bir şeyden de endişelendiler, çünkü beş gen vardı ve her birinin elli bir farklı konumu bulunmaktaydı. Neredeyse 350 milyon farklı olası çözüm bulunmaktaydı, çünkü evrimin rastlantıyla işlediğini düşünüyorlardı. Fakat Rechenberg bunu birikimli, Darwinci evrimle başardı, bunun gibi keyfi bir başlangıç konumundan, her bir kuşağı rastgele mutasyonla üreterek, sadece 30 kuşak sonra en iyi çözüm olan yassı düzleme ulaştı."

Rechenberg'ün rüzgar değirmenleri gelecekte daha karmaşıklaştıkça, insan tasarımının yerini, Darwinci tasarım alacak. Mühendisler bunlar gibi yapılar tasarlarken, her bir parçanın en iyi şekle sahip olduğunu anlamak için matematikten yararlanıyorlar. Fakat pervane profillerinin değiştirilmesi, merkez çarka ne kadar yakın oldukları gibi değişkenleri oluşturmaya başladığınızda, bu geleneksel teknikler, deneme ve yanılma yönteminden açıkça daha iyidir. Ancak evrim denen kör tasarımcı, birikimli deneme yanılma yöntemini kullanarak Rechenberg'ün biyomorf ülkesindekinin eşdeğeri olan muhtemel yapıların en iyileri arayıp bulabilir. Artık Batı Almanya sanayisine hakim olan evrim, kimya elektrik teknolojilerinin tasarımında, Mercedes-Benz gibi üreticilerin otomobil parçalarında, hatta Batı Almanya ordusunun leopar tanklarının tasarımında kullanılıyor. Ve kör tasarımcı neon aydınlatmalarını, vantilatör kanatlarını, elektrik düğmelerini geliştirirken, Alman sanayi devi Siemens için de evrimleştiriyor. Hatta bunun başarısının ardındaki sırda saklı olduğu bile söylenebilir.

REKLAM: "Almanya'da dedikleri gibi: Vornsprung durch Technik"

Hatta düşünürseniz, teknolojideki sıçramalarla ilerlemeye devam etmek Darwinizm, ya da Almanya'da dedikleri gibi, "Evolutionstechnik" (evrim teknolojisi) için kötü bir slogan olmazdı.

İşte bir başka problem. Bir ağ çevresindeki bir miktar noktayı düşünün. 16 tane diyelim. Hepsine tek bir destek hattından gaz ya da sıvı sağlanmak zorunda. Bir kimya fabrikasının çıkış yeri ya da bir akciğerdeki hava kesecikleri olabilir. Bir öneri şöyle: Borular bir anda 16'ya ayrılsın, pompalamayı keserseniz olağanüstü miktarda bir basınç oluşur. Fakat biz en az basınçla ve bundan daha küçük bir boruyla yumuşak bir akış sağlamalıyız. Ingo Rechenberg evrim stratejisini bu problemi çözmek için kullandı. Bin kuşak, mutasyon ve seçilimden sonra en iyi sonuca ulaştı. İlginç olan bunun bir köpeğin, ana atardamarların dallara ayrılarak bağırsak duvarına kan taşıdığı kalın bağırsağıyla benzer olmasıdır. Şimdi evrimsel çözümü üzerine ekleyelim. Bilgisayardaki evrim ile doğada gelişen evrim, milyarca olası çözüm arasından benzer bir fikirde birleşiyor. QED (Latince: İşte bu da ispatı)


YAPAY ZEKAYI EVRİMLEŞTİRMEK

Her şeyden evvel, evrim değişen durumlara uyum sağlamaya ilişkindir. Bu nedenle Michigan Üniversitesi'nden Prof. John Holland beyni olan robotları programlayarak yapay zekayla tahmin edilmedik meselelerin üstesinden gelmek için genetik evrimi kullanmak istiyor. Gerçek yapay zeka. Bu robot dünyadaki en gelişmiş örneklerden biri. Çalışırken, ilk bakışta zeka sahibiymiş gibi görünüyor. Aynı zamanda davranışları her adımında kurallara sıkı sıkıya bağlıdır. Kurallar, lazerle menzil belirleyen video kamera gözü kullanarak bu kutuyu taraması için çalıştırıyor. Kurallar, tekerlek parçasının keskin kenarlarını tanımasını ve onu ordan çıkarmasını sağlıyor. Kurallar, ikinci bir çift gözle parçayı yakından incelemesini ve tam olarak nasıl tuttuğunu hesaplamasını sağlıyor. Taşıyıcı silindire bir dereceye kadar aldatıcı bir hassasiyetle yerleştirebilir.

RICHARD DAWKINS: "Birçok 'eğer' (IF) ifadesinden oluşan tek bir program. Eğer (IF) böyle böyleyse, sonra (THEN) böyle böyledir. Eğer (IF) buysa, sonra (THEN) şudur ."

JOHN HOLLAND: "Kesinlikle. Kesinlikle doğru. Geliştirdiğimiz sistemlerde durum bu kurallarla kavranamazsa, -kuralların telafi edemeyeceği bir durum oluştuğundaki gibi, o zaman sistemi kaybederiz. Ve bir tür arızaya sebep veren sonuçla karşılaşırız ve tekrarlayıcı bir davranış ortaya çıkar. Görmekte olduğumuz zeki bir aygıt, aynı zamanda hassas da diyoruz, beklemediği şeylerin üstesinden gelemez."

Bu en ciddi zorluk. Eğer yapay zeka bunun üstesinden gelemezse, geleceğin bilgisayar ve robotları akıllı olmak yerine hep yapay kalacak.
Kör Saatçi Belgeseli (4/5) Richard Dawkins Kör Saatçi Belgeseli (4/5) Richard Dawkins Reviewed by GarajimdakiEjder on 22:41 Rating: 5

Hiç yorum yok: