Bir Kitap: Hızlandırılmış Ateizm Dersleri

Küçük ama fikir kıvılcımlarıyla dolu bir kitap olan Hızlandırılmış Ateizm Dersleri, tırnak içinde "ateizm" kavramını imliyor gibi görünse de, aslında konunun ne kadar geniş kapsamlı olabileceğini de anlama fırsatı veriyor. Dünyaya dinsiz gelen insanın, onsuz da erdemli ve ahlaklı olabileceğini bize yeniden öğretiyor. Her bölümün sonunda bir inançlıyla, inançsız arasında geçen fikir teatileri de, hayatta bize hep lazım olacak türden önermeleri sunuyor.

Zihinlerimizin giderek kısıtlandığını somut bir şekilde hissettiğimiz bir dönemde, bu küçük kitap ilaç vazifesi görebilir. Etkisini göstermesi için okuduktan sonra bir başkasına verin. Ya da otobüste bırakın, sıranın altında unutun, birinin sırt çantasına atın... (tamam fazla abarttım.) Hatta hiçbir şey yapmayın. O, kendi yolunu bulur.


İlk bölümün sonundaki diyaloğu burada paylaşıyorum:


Birinci Tartışma Alıştırması

- Yani siz ruhun kurtuluşu veya mahkumiyetine inanmadığınızı mı söylüyorsunuz?
- Şüphelerim var, zira her şeyden önce siz bana ruhun var olduğunu kanıtlamadınız…
- İyi de beyefendi…
- Hayır, kanıtlamadınız. İkinci olarak, ruhun ölümsüz olduğunu varsayıyorsunuz; üçüncü olarak da ruhun yeryüzündeki davranışlarına göre yargılanacağını, ya cezalandırılacağını ya da ödüllendirileceğini varsayıyorsunuz.
- Öyleyse siz materyalistsiniz.
- Doğrudur, ama o zaman siz de idealistsiniz.
- Fakat yine de insanın ilahi adalete ihtiyacı olduğunu inkâr edemezsiniz.
- Yok canım, bal gibi ederim, çünkü bu zorunluluğun niye zorunlu olduğunu anlamıyorum.
- İnsan sadece ruhun ölümsüzlüğüne değil, o ilahi adaletin de var olduğuna inanmaya muhtaçtır.
- Peki niye bütün insanların bunlara inanması gerekiyor?
- Çünkü inanınca davranışlarını adalete göre düzeltir, daha ahlaklı, daha iyi olur.
- Kısacası siz bize inancınızı tebliğ ediyorsunuz.
- İnsanı daha iyi yapan inancı…
- İnsan duygulardan ibaret değildir, aklı da vardır. Öyle değil mi?
- Evet, doğru.
- Öyleyse aklına ters düşen her inanç, her duygu insanın lehine değil, aksine aleyhinedir.
- İyi de siz her şeyi inkâr ediyorsunuz!
- Aksine ben insan aklının varlığını savunuyorum: anlamamızı, yaşamamızı sağlayacak yegâne şey odur.
- Akıl hiçtir, inanç her şeydir.
- Ben de tam tersini söyleyebilirim, çünkü bu önermelerin ikisini de doğrulamak zordur. Fakat yine de benim tercih ettiğim önerme şu: İnanç hiçtir, akıl her şeydir.
- Böyle bakınca… belki, şöyle bir anlaşmaya varabiliriz. Sonuçta ben de akıl sahibi biriyim, bence insan bazen aklıyla bazen inancıyla hareket eder, ikisine de yer vardır.
- Yanılıyorsunuz, dostum, hem de çok. İnanca ayrılan yer akıl tarafından incelenmeli, yani eleştirel olarak gözlemlenmelidir; yani hem inanca, hem de akla yer olamaz.
- Ama siz bunu gerekçelendiremezsiniz.
- Yani sizi buna inandıramam mı demek istiyorsunuz? Çünkü başından beri ben size gerekçeleri sayıyorum.
- Öyleyse siz kibirli bir ateistsiniz.
- “Kibirli” mi? Yok canım, övünmeyi hiç sevmem.
Bir Kitap: Hızlandırılmış Ateizm Dersleri Bir Kitap: Hızlandırılmış Ateizm Dersleri Reviewed by GarajimdakiEjder on 23:39 Rating: 5

3 yorum:

ihsancerit dedi ki...

hem akıllı ol hemde inançlı pek bir zararının olacağını düşünmüyorum ama cennet veya cehennem sence yok ama bence var ben varsa inandığım için yırttım veyaa inancıma göre islami bir şekilde yaşadığım için yırttım ama sen yırtamadın tamam kabul edelim sen haklısın o zaman sende yırttın bende yırttım ama boşa ibadet etmiş boşa inanmış oldum bende ibadetin ve yaradana inanmanın pekbir zararı olmaz

Adsız dedi ki...

Sayın ihsancerit, işte biz bu mantığınıza 'tüccar mantığı' diyoruz. Çıkar hesaplaması yapanlar cennete alınacak mı?

Adsız dedi ki...

Zaten dindarların açmazı bu "tamam, yoksa bile ben sadece boşa ibadet etmiş olurum, ama varsa ben cennete sen cehenneme gidersin" kafasıdır. Mükemmel, her şeyden akıllı bir tanrıdan bahsediyorsun ve senin bu numaranı yutacağını mı sanıyorsun yani. Ayrıca, samimi dindar birisi zaten ödül için dindarlık yapmaz, hatta bence allahtan korktuğu için de yapmaz, o sadece öyle inandığı için bunları yapar ve doğrusu budur sanarak yapar. Ahlaklı olmanın, kötü olmamamının sebebi dine ya da allaha inanıyor olmaksa o zaman allahın olmadığı kanıtlanırsa sen kötülük yapmakta beis görmeyecek misin? Ya da nasılsa allah yokmuş istediğim gibi davranayım mı diyeceksin. Ateist ya da dinsiz milyonlarca insan var(emin olun var, ama çoğu özellikle bizimki gibi ülkelerde bunu açık etmiyor, dinci baskı yüzünden) ama onlar ne kötü, ne de tamamı ahlaksız ya da cani. Yani bu ben inanıyorsam yırttım kafası gerçekten allah varsa bence biraz şark kurnazlığı oluyor hatta dinen münafıklığa giren bir düşünce yapısı bile denilebilir. Oysa ateist ya da deist, agnostik her neyse, tanrı varsa bile karşısına çıktığında en azından bu kafadan daha dürüst ve mert davranarak yaşamış olduğu kesin olacak. Ve şunu unutmayın, bir yandan özgür irade var deyip, sonra tanrı ne yapacağını biliyor demek büyük çelişkidir. Özgür irade veren tanrı birilerinin ona inanmayacağını da biliyor demektir, her şeyi çizdiyse demek ki birilerinin ateist olmasını kendi istemiştir, ama bu durumda onlar ateist oldu diye cehennem de yakacaktır bu mantık çok acaip bir çelişkidir. Haa yok efendim tanrı sınımak için öyle yaptı diyecekler çıkar, o zaman da adama sorarlar 2 yaşında kansere yakalanan çocuğu niye sınadı, 10 yaşında 8 kişinin tecavüzüne uğrayan kız çocuğunu niye sınıyor. Vay efenim onların aracılığıyla ana babasını ya da o tecavüz edenleri sınıyor diyeninse alnı karışlanır, ulan böyle psikopat tanrı olur mu, o kansere ya da tecavüze maruz kalanın günahı neydi derler adama.
Bunları bi düşünün, sonra yırttığınız mevzusunu da iyice bi soruşturun bakalım, her şeye kadir tanrı bunu bilmez miymeş diye ;) co