Mirgün Cabas'la Her Şey - Karikatür Krizi (1/3)



Bahadır Baruter, karikatüre uzun senelerini vermiş ve sık sık dine dokunduran esprileriyle de tanıdığımız biri isim. Karikatür camiasına yabancı olmayan her okur kendisini gayet iyi bilir. Dine hep dokundururdu ama "Allah yok, din yalan" yazılı karikatürüyle sonunda tepki çekmeyi başarabildi. İnternette kendisine edilmedik küfür bırakılmadı. Her ne hikmetse "Erkekten dönme Merzifonlu katolik taşfırın ustaları" karikatürüne transeksüeller, Merzifonlular, Katolikler, taşfırın ustaları tepki göstermemişken, konu birilerinin kutsalı olunca yaygara koptu.

Baruter'e yöneltilen suçlama ise ortada hakaret unsurunun olması. (Ve ekstra olarak: cami avizelerinin prezervatife benzemesi. Ancak bunu diyenler camide bir kere olsun başlarını kaldırmadıklarını ya da doğru düzgün camiye bile gitmediklerini göstermiş oldular. Google görsellerde bol bol var.)

Allah yok demek hakaretse, 2 milyar Hıristiyanın Müslümanlardan her gün özür dilemesi gerekiyor (ya da 1 milyar dinsiz/agnostik/ateist adına onlardan özür diliyorum burada, hep bunu söylediğimiz için.)

İnançlıların tavrı aynı şu karikatürdekine benzemiyor mu?

Tabii bunlar işin bahanesi ve hiçbir şekilde Baruter'e ana avrat küfredilmesini ve kendisine karşı bir linç hareketinin başlatılmasını haklı çıkarmıyor. Muhammed Peygamber'in başına Hz. tanımını getirmemeyi bile hakaret sayan bir kitleden bahsediyoruz.

Biz dinsizlerin de peygamberi Richard Dawkins, taptığımız şey de Darwin'miş ya! Yıllardır "kutsal"larımızla dinciler dalga geçiyor, onları yerden yere vuruyor. Hangi dinsiz ayaklanmış, linç kampayası başlatmış? Bizim başımız kel mi?

Dünya'da İsa resminin basıldığı donlar bile üretiliyor. Kimse bunun için ayaklanmıyor, birilerinin canına kastetmiyor. Tabii bu Hıristiyanların sütliman bir tavra sahip olduklarını göstermez. Harry Potter kitapları yakmaktan, eşcinseller için tedavi kampları kurmaktan, içine şeytan girdi diye gençlerin ölümüne sebebiyet vermeye kadar suç dosyaları bir hayli kabarık. Yine de sağlam bir seküler alan yaratabildikleri için fikir özgürlüğü bazında, Müslümanlardan bir hayli ilerde oldukları açık.

Bu vakada ise, yapılacak şey en fazla dergiyi almamak olabilir ki, karikatüre tepki gösterenlerin de daha önce ellerine Penguen dergisini bile aldıklarını zannetmiyorum. Metis 2011 ajandasında 10 Kasım gününde işeyen çocuk var diye de yaygara koparanlar, ajandayı ellerine almış bile değiller. Kimi grupların provakasyonuna uymaktan öte bir şey yapmıyorlar. Çünkü ajandayı açıp baksalardı, sol sayfa altına denk gelen her günde o figürün olduğunu, o güne bilinçli olarak konmuş olmadığını bilecek ve kendilerini gülünç duruma düşürmeyeceklerdi.

Her neyse. Konu kutsallar olunca herkes ajitasyon uzmanı kesiliyor. O yüzden fazla uzatmak istemiyorum.

Ercan Akyol'un dediği gibi, sözün bittiği yerde inanç başlıyor.

Mirgün Cabas, bu konu üzerinden ifade özgürlüğünü masaya yatırıyor. Konukları ise Mesut Uçakan ve Ali Nesin. Ayrıca Ercan Akyol ve Salih Memecan da telefon bağlantısıyla programa katılıyor.

Mesut Uçakan'ın tespit(ler)i ise insanı çileden çıkaracak cinsten: "Alçakça ifade edilmiş bir karikatür var... Rencide etmeyi bırakın, belki de sokaklarda yürümelerini gerektirecek, belki Danimarka'daki krizi çağrıştıracak kadar ağır."
Mirgün Cabas'la Her Şey - Karikatür Krizi (1/3) Mirgün Cabas'la Her Şey - Karikatür Krizi (1/3) Reviewed by GarajimdakiEjder on 00:29 Rating: 5

Hiç yorum yok: