İnsan Evrimine Dair 9 İlginç Gerçek

Homo sapiens yaklaşık 200.000-150.000 yıl önce Afrika'da evrildi, fakat bir tür olarak bizim öykümüz, erken insan atalarımızla birlikte daha da geriye uzanıyor. Homo sapiens'in evrimi, sadece kendi başına bile aydınlanmamış birçok soruyu barındıran oldukça karmaşık bir öykü. İşte insan evrimine dair 9 şaşırtıcı gerçek. (9. madde tarafımdan eklenmiştir -GE).

1. Erken insanlar Afrika'dan 1 milyon yılı aşkın bir süre önce ayrıldılar

 
İnsanoğlunun Afrika'dan Dünya'ya yayılırken izlediği kronolojik rota (büyütmek için üzerine tık)

Pek çoğumuz Homo sapiens'in 80.000 yıl önce Afrika'dan Avrupa'ya yayılmaya başladığını duymuştur. Fark etmemiş olabileceğiniz şey ise atamız Homo ergaster'in Afrika'dan çıkarken 1 milyon yılı aşkın bir süredir aynı yolu kesintili olarak izlediğidir. Aslında, Homo sapiens Afrika'dan ayrıldıktan sonra, ona çok benzeyen insanlarla karşılaşma ihtimali de oldukça yüksekti (bkz. 3. madde). Bunlar Neandertallarla paylaştığımız ortak atanın soyundan gelenler olduğu kadar Homo ergaster soyundan gelenler de olabilirdi. Bu bireylerin hepsi erken insanlardı ve yüz binlerce yıldır Avrasya'da dolaşıyorlardı.

2. İnsanlar son derece düşük bir genetik çeşitliliğe sahip

İnsanlar, kuyruksuz maymunlar arasında genetik çeşitliliği en düşük cinstir, çünkü Doğu Afrika'da yaşamış küçük bir insan grubundan gelirler. Genetik çeşitliliği açıklamak için, popülasyon genetikçileri "etkin popülasyon büyüklüğü" adı verilen bir ölçü kullanırlar. Basitçe söylemek gerekirse, etkin popülasyon büyüklüğü tüm popülasyonumuzun genetik çeşitliliğini artırmak için kaç insana gereksinim olduğunu ölçer. İnsanlar için bu sayı 15.000 birey civarındadır, gerçek popülasyonumuzun yaklaşık 7 milyar olduğunu düşündüğünüzde oldukça küçük bir sayı. Kıyaslama yapmak gerekirse, bazı fare türlerinin etkin popülasyon büyüklüğü 733.000'dir.

3. Bir parçanız Neandertal olabilir
%100 Homo sapiens olduğunu düşünenler için kötü haber: Neandertal atalarınızın genlerinden bir kısmını taşıyor olabilirsiniz!

Bu oldukça bilinen bir bilgi, ama tekrar etmeye gerek var. Neandertal kemikleri üzerinde yapılan yeni bir genetik inceleme Neandartal genlerinin bir kısmının modern Afrikalı olmayan popülasyonlara aktarıldığını ortaya çıkardı. Buna göre, Homo sapiens Avrupa, Orta Doğu ve Asya'ya girdikten sonra, yerel Neandertal gruplarından çocuk sahibi oldu ve böylece Neandertal genleri Homo sapiens'in gen havuzunda yayıldı. Neandertallar sayıca azalırken, Homo sapiens ve Neandertalların çocukları daha çok Homo sapiens'e benzemeye ve daha az Neandertala benzemeye başladı ve sonunda Neandertallardan geriye kalan çok az sayıda gen, günümüzdeki pek çok insanın DNA'sına taşındı.

4. İnsan popülasyon çeşitliliği yaklaşık 80.000 yıl önce azaldı


Yaklaşık 80.000 yıl önce insanlığın etkin  popülasyon büyüklüğünü azaltan gizemli bir şey oldu. Etkin popülasyon büyüklüğü sadece genetik çeşitliliği ölçer, gerçek nüfus büyüklüğüyle aynı şey değildir. Yani kısaca, 80.000 yıl önce genetik çeşitliliğimiz küçüldü. Buna sebep olarak gösterilen teoriler arasında, Toba volkanının patlaması sonucu ortaya çıkan büyük çapta bir felaket veya daha küçük popülasyonlar arasında üreme var.

5. İnsanlar
Hint okyanusunu 50.000 yıl önce kayıklarla aştılar

Homo sapiens Avustralya'ya aşağı yukarı 50.000 yıl önce ulaştı. Nasıl oldu da Asya kıyılarından oraya kadar gidebildiler? (Orijinal metinde Afrika diyor, ancak bu mesafe küçük bir kayıkla aşılamayacak kadar fazla, Asya'dan ulaşmaları daha olası, ki yukarıdaki harita da bunu gösteriyor. -GE) Muhtemelen kamıştan yapılan kayıklarla. (17.000 yıl önce Asya'dan Amerika'ya kayıkla ulaşanlar gibi.)

6. Homo sapiens 50.000 yıldan daha az bir süredir kültür sahibi

50.000 yıl önce olan harika şeylerden bahsederken, antropologlar erken insanların şu ana dek kültür olarak tanımladığımız şeyi geliştirmediklerine inanıyorlar. Hepimizin yaklaşık 200.000-150.000 yıl önce Doğu Afrikalı bir kadından geldiğimize işaret eden "mitokondriyel Havva" (Tanrı Parçacığı gibi, basının mtDNA'ya taktığı bir isim, dini metinlerdeki Havva ile bir ilgisi yok -GE) teorisini düşündüğünüzde bu oldukça şaşırtıcı gelebilir. Homo sapiens'in mitokondriyel Havva'ya yakın bir zamanda evrildiğini düşünürsek, türümüzün sanat, simgesel iletişim, takı ve süslü kemik aletler gibi müthiş şeyleri geliştirebilmesi için oldukça uzun bir zaman geçmesi gerekmiş. Kültür öncesi insanlar kesinlikle karmaşık aletler yapmayı ve ateşi kullanmayı biliyorlardı, ancak sanat ve simgesel iletişim gibi kültür denilen şeyin mihenk taşlarına sahip olduklarına dair elimizde çok az bulgu var. Bazı antropologlar kültürel patlamaya dek dili icat etmediğimizi söylüyor, fakat bunu ispat etmek çok güç.

(Bilinen en eski mağara resmi 35.000 yıl öncesine kadar gider, bilinen en eski müzik aleti olan kemik flüt ise 42.000 yıl öncesine tarihleniyor. Sanat sayılmasa bile Homo cinsinin ürettiği taş aletler 2.6 milyon yıl önceye kadar gidiyor, ki taş aletlerin ortaya çıktığı farklı dönemler arkeolojide "kültür" olarak tanımlansa da [Oldowan Kültürü gibi] metinde, bir topluma ait düşünce, sanat eserleri ve inançlar bağlamında ele alındığını belirtmek gerek. Bahsedilen anlamda kültür ne zaman olgunlaştı, elimizdeki az sayıdaki veriyle bunu söylemek çok zor -GE)

7. Homo sapiens ateşi hep alet olarak kullandı


Homo sapiens'in evrimi, atalarımızın (Homo erectus) ateşi kullanmayı öğrenip, alet yapmaya başlamalarından sonraki bir zamana denk gelir. Bu kulağa basit gelse de, üzerinde düşünmeye başladığınızda, sonuçlarının çok daha derin olduğunu fark edecekseniz. Bir tür olarak, bir uygarlık kurmak için ateşi kullanmak gibi en önemli becerilerden birine sahip olmasaydık asla var olmayacaktık. Bir tür olarak, alet kullanıcıları ve ateş yapıcıları olarak dünyaya geliyoruz. Bazıları bunun bizim cyborglar olarak dünyaya geldiğimiz anlamına geldiğini bile söyleyebilir, çünkü türümüz yapay yollarla yapılan ateş ve aletlerin icadıyla ilerledi.

8. Homo sapiens'in evrimi süratle devam ediyor


Herkese iyi haber! Homo sapiens (bilmeyenler ve yazıyı yeni açanlar için: "biz!" -GE) hâlâ evriliyor. Homo erectus'tan nasıl farklıysak, aynı şekilde bir gün kendi soyumuz da bizden farklı olacak. Evrimsel biyologlar hızlı seleksiyon altındaki insan genomunun birkaç bölgesini belirlediler. Bu gen değişimlerinin (mutasyon) beyin büyüklüğü ve gelişimiyle ilgili olması (bir kısmı süt ürünleri gibi çeşitli yiyecek türlerini rahat sindirebilmek ve hastalıklara direnç göstermekle alakalı) bazı biyologları daha zeki olmak üzere evrilip evrilmediğimizi düşünmeye itti, fakat gördüğümüz evrimsel değişimlerin zekayla ilişkili olup olmadıkları çok açık değil, özellikle beyinlerimizin gerçekte küçülüyor olduğunu göz önünde bulundurursak. Yine de, genler tarafından kontrol edilen anatomik yapımızdaki değişimlerin hâlâ devam ettiğini bilmek güzel.

9. İnsan ırkı diye bir şey yok

Biyologların ırk tanımından anladıklarıyla, günlük dilde kullanılan ırk tanımı oldukça farklı. İşte en büyük hata da burada başlıyor. Biyolojik ırk, diğer topluluklarla karşılaştırıldığında önemli genetik farklılıklar taşıyan bir topluluk, neredeyse bir alttürdür. Ancak gayet açık ki insanlar arasında alttürler yok. Evrim biyoloğu Dr. Joseph L. Graves'e göre bir insan topluluğu arasındaki genetik ayrılıklar, farklı topluluklar arasındaki ayrılıklardan daha fazla. İnsan grupları arasındaki gen farklılığı yüzde 3 ya da 7 oranındayken, meyve sineği alttürlerinde bu oran yüzde 20. İnsan genlerinin çok küçük bir yüzdesi, 30.000-40.000 gen arasından yalnızca altı gen, derinin rengini belirliyor.

Deri rengi ya da dış görünüşü farklı olanları (hatta bizden farklı ulus ya da etnik kimliklerden olanları bile!) "ırk" olarak görmeye eğilimliysek de bu aşağılayıcı, ayrımcı ve hatalı tanımdan bir an önce kurtulmamız gerekiyor. İnsanoğlunun ırklara ayrılmadığı ve tek bir TÜR olduğu gerçeğini aklımızdan çıkarmamalıyız. (Konuyla ilgili olarak, Ergi Deniz Özsoy'un İnsan Irkı Uydurmacası adlı yazısını da okumanızı öneriririm.)

Çeviri, ekleme ve düzenlemeler tarafıma aittir.
Kaynak
İnsan Evrimine Dair 9 İlginç Gerçek İnsan Evrimine Dair 9 İlginç Gerçek Reviewed by GarajimdakiEjder on 19:01 Rating: 5

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Teşekkürler çok bilgilendirici bir yazı olmuş :)