Doğal 'Olmayan' Seçilim: İnsanlar diğer türlerin evrimini mi yönlendiriyor?

 
İnsanlar bilinçsiz bir biçimde diğer türlerin evrimini mi yönlendiriyor? Giderek artan sayıda bulgu, ticari balıkçılık, oltayla balık tutma ve avcılık gibi faaliyetlerin yanı sıra, zirai ilaç ve antibiyotiklerin de evrimsel değişimler üzerinde dramatik sonuçlara yol açabileceğine işaret ediyor.

Kızarmış tavuk yemek üzere akşam yemeğine oturmak, evrim üzerine kafa yormak için çok da iyi bir fırsat olmayabilir. Ama aslında öyle.

Şöyle düşünün: şu kocaman leziz havuçların, şu dolgun, körpe pilicin ve nefis patateslerin hepsi doğal atalarından büyük oranda farklı.

İnsanlar tarafından daha lezzetli ve iri olması için bilinçli olarak seçilime uğratılan yabani havuç (sağda) ve bildiğimiz modern havuç. Soframızda tanrının verdiği nimetler olarak gördüğümüz şeyler aslında, yapay seçilimin bir sonucu

Bir yaban havucu, aşina olduğumuz turuncu köklü havuçtan biraz daha küçüktür ve kırmızı orman tavuğunun günümüzün kızartmalık piliçlerinde olduğu gibi kesinlikle şişkin göğüs kısmı bulunmaz.

Evcil besi hayvanlarında ve işlenmiş tahıllarda, tercih ettiğimiz lezzet ve büyüklük gibi niteliklerin bilinçli seçilimi, yeni nesil hayvan ve bitkilerin atalarından genetik olarak farklılaşmalarına neden olmuştur. Gen frekansındaki bu değişim evrimdir ve bu durumda yapay seçilim denen süreçle meydana gelmiştir.

Doğal seçilim de temelde aynı süreçtir. Buradaki fark şudur, yapay seçilimde üreyecek bireyler insanlar tarafından seçilirken, doğal seçilimde yırtıcılık ya da dişilerin düşük nitelikli erkeklerle çiftleşmekten kaçınması gibi doğal seçilim baskıları, popülasyondaki bazı bireylerin, diğerleri güçlükle hayatta kalıp geriye çok daha az yavru bırakırken, başarılı olmasına ve daha çok yavru üretmesine sebep olur.

Eğer ebeveynlerin başarılı olmasına sebep olan özelliğin genetik bir temeli varsa, yavru bu özelliği genleriyle aktaracak ve aynı şekilde, popülasyondaki gen frekansını değiştirerek çoğalacaktır.

İnsan seçilim baskılarının tümü, bitki ya da hayvan yetiştiricileri tarafından dayatılanlar gibi bilinçli değildir. Yeni bir araştırma, faaliyetlerimizin pek çoğunun canlılar üzerinde dikkate değer oranda bilinçsiz seçilim uyguladığını ortaya koyuyor. Adlandırıldığı gibi, böylesi bir “doğal olmayan seçilim”, bu popülasyonlarda, Darvinci seçilimin kaçınılmaz mantığının etkisini göstererek evrimleşmenin gerçekleşmesine sebep oluyor.

Eylemlerimizden kaynaklanan bilinçsiz seçilimin belki de en iyi ve en önemli örneği, antibiyotik direncidir. Antibiyotikler bakteriler üzerinde muazzam bir seçilim baskısı yaratır ve direnebilenler büyük avantaja sahip olur. Aynı şekilde, haşereler, zirai ilaç direncine göre seçilime uğrar.

Doğal seçilim ve evrimin iyi anlaşılmış bazı örnekleri ticari balıkçılıktan gelir. Tercih edilenler genellikle büyük balıklardır ve geriye kalanlar sonuç olarak küçüktür. Fakat hayati bir şekilde, bu etki yalnızca demografik bir değişim değildir.

Kaliforniya Üniversitesi’nden Dr. Eric Palkovacs bu durumu, şöyle açıklıyor: “Büyük balıkları ayırdık ve bunun popülasyon yapısında doğrudan bir etkisi oldu. Küçük balıklar popülasyona daha fazla gen katkısında bulunacağı için, sonraki popülasyonlar bu etkiyi yaşayacak.” Diğer bir deyişle, “büyüklük” genleri balık avcılığıyla seçilime uğrayarak elenirken, “küçüklük” genleri yaygınlaşır.

Kentleşme süreci yarattığımız ortamı tölare edebilecek türlerin seçilmesine neden olur

Balıklar yalnızca küçülecek şekilde evrilmekle kalmaz, aynı zamanda cinsel olarak daha erken yaşta olgunlaşmaya başlarlar. Bunun sebebi, geç olgunlaşmaya sebep olan genlere sahip balıkların, üreme şansı bulamadan, daha yüksek bir olasılıkla yakalanıyor olması ve bu genlerin popülasyondan eleniyor olmasıdır.

Balık avcılığı yoluyla seçilim baskısı ve evrimin, ekosistem üzerinde çok daha geniş çapta sonuçları vardır. Birkaç metre uzunluğundaki Atlantik morinası, artık yalnızca bir metre civarındadır, buna bağlı olarak Polkovacs’ın işaret ettiği gibi, bu durum, morinanın “ekosistemin en tepesinde yer alan bir yırtıcıyken, artık yalnızca diğer canlılara av olarak hizmet etmekte” olduğu anlamına gelmektedir.

En büyük bireyleri üretmek için verdiğimiz amansız uğraş, avlanılan başka bir tür üzerinde evrimsel değişimlere sebep olmakta. Bu tür, Kanada’nın Alberta eyaletindeki, uygun bir biçimde isimlendirilmiş olan Koç Dağı’nda yaşayan büyük boynuzlu koyundur.

Ödül avcıları, bu hayvanları avlamak için büyük meblağlar ödeyip, en büyük ve en etkileyici erkeklerin peşine düşerler. Büyük boynuzlara sahip iri erkekler diğer erkeklerle başarılı bir şekilde çarpışırlar ve dolayısıyla daha az etkileyici boynuzlara sahip küçük erkeklerden daha fazla dişiyle çiftleşirler. 

Alberta Üniversitesi’nden Prof. David Coltman ve meslektaşları, 40 yıl boyunca Koç Dağı’nda yaşayan koyunları, yaşamları sürecince takip ederek incelediler. Erkeklerin boynuzları gençken çok daha hızlı uzuyordu fakat başarılı bir koçun sosyal açıdan dominant hâle gelebilmesi için yeterince uzun süre hayatta kalması gerekiyordu. Bir kez bu noktaya geldiğinde, boynuzlar görevini yerine getiriyor ve koç çok fazla yavruya sahip oluyordu.


Avcılar iri erkekler üzerinde güçlü bir seçilim baskısı yaratıyorlar. Büyük olmanın avantajı (daha çok eş, daha çok yavru), bir anda büyük bir dezavantaja (vurulmak ve kendini duvarda asılı bulmak) dönüşüyor.

Bu baskı daha küçük boynuzlara sahip olmalarına yol açıyor açmasına fakat küçük boynuzlu erkeklerin daha fazla sayıda olması, yalnızca büyük boynuzlu erkeklerin elenmesiyle olmuyor. Balık avcılığında olduğu gibi, avlanma, popülasyonun genetik yapısında evrimsel değişimlere sebep oluyor, bu örnekte olduğu üzere, boynuz büyüklüğünün alt sınırını daha düşük bir seviyede olacak şekilde yeniden düzenliyor.

Profesör Coltman bu durumu “Buradaki önemli nokta, koçların sosyal hakimiyet sağlayana kadar yasal bir şekilde pek çok yıl avlanabildikleri bir noktaya kadar boynuz uzunluğunu geliştirmeleridir. Yani bir bakıma üremeden ve genlerini aktarmadan popülasyondan eleniyorlar” şeklinde açıklıyor.
Sonuç olarak, büyük boynuzlu koyunların boynuzları %25’e kadar küçülüyor.

Balık tutarken ve avlanırken doğal avcılar gibi davranmıyoruz. İnsafsızız ve acımasız derecede etkin “süper yırtıcılar” olarak en iri ve en iyi olanları elemine ediyoruz. Aynı şekilde, çevreyi değişikliğe uğratırken, bunu çok büyük çapta yapıyoruz. 

Kentleşme süratle devam ediyor ve yarattığımız çevreyi tölare edebilecek türler seçilime uğruyor. Küresel ölçekte, hâlâ tam olarak anlamadığımız, fazlaca seçilim baskısı dayatan iklim değişikliklerine sebep oluyoruz.

Görünen o ki yaptığımız hemen hemen her şeyin tesadüfi evrimsel sonuçları var ve bilim insanları şimdiden, tüketilen kaynaklar için evrimsel olarak sürdürülebilir yönetim planları geliştirmeye başladı.

İyi ki de başladılar, çünkü doğal olmayan seçilim baskılarımızı kontrol etmekte ihtiyatlı davranmazsak, gelecek nesiller “Darvinci bir bedel” ödemek zorunda kalacaklar.

Doğal olmayan seçilime farklı örnekler ve bu durumun beklenmedik sonuçları:

Çoğu yırtıcı genç ve güçsüz olanları hedef alır. Bunun aksine biz insanlar, en büyük ve en iyi olanları avladığımız için filler dişlerini kaybediyor.

Yabani otların, bize karşı kendilerini korumak için yaprak biçiminden protein yapısına kadar pek çok şeyi değişime uğruyor.

Küresel ısınma kuşların küçülmesine, bitkilerin daha erken çiçeklenmesine ve türlerin daha önceden çok soğuk olan yerlere kaymasına neden oluyor. 

Avrupa metrolarındaki sivrisinekler yer üstündekilere benzeseler de farklı davranışlar sergiliyorlar. Yıl boyunca ürüyorlar ve büyük sürüler içinde olmaktansa daha dar alanlarda çiftleşmeyi tercih ediyorlar.

Habitatları insanlar tarafından tahrip edilen ve alanları giderek kalabalıklaşan dişi orangutanlar normalde yalnız ve sakin bir hayat sürerken artık türdeşleri tarafından alışılmadık biçimde katlediliyorlar.

Bazı türler havaya, karaya ve suya saçtığımız zehirlerle başaçıkabilmek üzere evrim geçirebiliyor.

Kaynaklar:
http://www.bbc.com/news/science-environment-35462335
https://www.newscientist.com/round-up/unnatural_selection/
Doğal 'Olmayan' Seçilim: İnsanlar diğer türlerin evrimini mi yönlendiriyor? Doğal 'Olmayan' Seçilim: İnsanlar diğer türlerin evrimini mi yönlendiriyor? Reviewed by GarajimdakiEjder on 18:43 Rating: 5

Hiç yorum yok: