Hayır, Antik Yunan'da Laptop Yoktu! Çünkü Priz Yoktu!

Sizlerin de dikkatini çekmiş olabileceği üzere, kabartma bir Yunan heykeli üzerinde dizüstü bilgisayar bulunduğu söylentisi yerli basın kadar dünya basını ve sosyal medyada yer alarak bir süreliğine tüm dünyayı meşgul etti. Bir komplocunun (teorisyen demek istemiyorum çünkü çok ciddi imajı veriyor) Youtube videosu üzerine çıkan tantana ardından bilim dünyası birbirine girdi. Kimi uzmanlar tasvirde yer alan nesnenin “uzaylılar tarafından gönderildiğini” iddia ederken, kimileri ise “bir zaman yolcusunun antik Yunan dönemine kadar gidip bilgisayarını orada unuttuğunu” iddia etti. Acaba hangisi haklıydı?

Elbette ki yok öyle bir şey! Bilim dünyası ikiye, üçe, mayoz ya da mitoz bölünmüş falan değil. Ya hit almak isteyen ya da rasyonel düşünme fonksiyonundan yoksun birisi, yine bir zırvalık yumurtluyor ve insanlar da mal bulmuş mağribi gibi bunun peşinden koşuyor.  

Bunun gerçekten dizüstü bilgisayar olmadığını ya da antik Yunanlılar’ın Delphi Kahini tanrılarla temas kursun diye dizüstü bilgisayar teknolojisini geliştirmediğini (şaka değil, komplocunun iddiası bu) söylemek için uzun açıklamalar kasmaya gerek olmamalı. Ama maalesef rasyonel bir dünyada yaşamıyoruz ve hızla Idiocracy’ye doğru gidiyoruz.

Müzenin sitesinde yer alan bilgilere göre, tartışmaların odağındaki mermer rölyef, Kaliforniya’daki J. Paul Getty Müzesi’nde sergilenmekte ve M.Ö. 100 civarına tarihleniyor. Muhtemelen Delos’ta (Yunan anakarasının doğusundaki mitolojik, kültürel ve arkeolojik öneme sahip küçük bir ada) bulunmuş.Yunanlılar tapınak biçimli bu tip mezar stellerine "naiskos" diyorlardı.

94 cm yüksekliğindeki ve 120 cm’den daha uzun olan mezar rölyefinde bir hizmetçi kız tarafından sunulan nesneye doğru bir elini uzatmış, tahtta oturan varlıklı bir kadını tasvir ediliyor. Müzenin açıklamasına göre “Ölünün bir hizmetçi tarafından tutulan nesneye uzanır şekilde tasvir edilmesi, Yunan cenaze sanatında uzun bir geçmişe sahip ve muhtemelen dünyevi zevklerin ölümden sonra da devam etmesi umudunu ima ediyor.”

Youtube komplocusunun, bir turistin farklı bir açıdan çektiği fotoğrafa dayanarak, sözkonusu nesnenin mücevher kutusu olamayacak kadar geniş ve dar olmasında ısrar etmesine rağmen, klasik arkeolog Dorothy Label bunun arkeoloji terminolojisinde “sığ sandık” olarak adlandırıldığını ve kutu olduğu aşikar olan bu nesne için yapılan iddianın gülünç olduğunu ifade ediyor.

Kimi arkeologlar bunun doğum belgeleri kadar, resmi kayıtların tutulmasında kullanılan balmumu yazma tableti olduğuna işaret ederken, bir başka klasik arkeolog Janet Burnett Grossman ise, nesnenin düz bir kutu ya da ayna olabileceğini söylüyor.

Tamam ama, yanlardaki USB portuna benzeyen delikler de ne ola ki?

Bu delikler antik Yunan heykeltraşlığında sıkça karşımıza çıkıyor. Askerlerin ya da atların başlarına açılan bu deliklere, günümüze kalması güç süslemeler takılıyor. Belki de kutunun üzerindeki iki deliğe zarif bir biçimde oyulmuş ahşap bir yüz takılmıştı.

İddiayı aşırı “aptalca” bulan arkeolog Lobel King ise “Her zaman yolcusu antik Yunanlıların prizleri olmadığını ve dizüstü bilgisayarın da elektrikle çalıştığını bilir.” diyerek durumun trajikliğini ironik bir şekilde özetliyor.

Evet, bu saçmalıkların sonu hiçbir zaman gelmiyor. Peki bitmek bilmeyen ve hiçbir zaman kanıtlanamayan bu tür komplo zırvalıklarını gerçekten masum addedebilir miuiz? 

Diyelim buna benzer bir şeyi ilk kez görüyoruz (olabilir, arkeoloji repertuarında envai çeşit nesne var). Karşımıza adlandıramadığımız bir nesne çıktı. O zaman ilk akla gelmesi gereken soru “bu nedir?”den hemen sonra, Occam’ın Usturası gibi basit bir düşünce aracını hatrımızdan çıkarmadan, en karışık olan değil, en basit sonuca ulaşmalıyız. Anlaşıldığı üzere, bu kutular mezar rölyeflerinde yaygın olarak kullanılıyor. Demek ki antik Yunanlı’nın günlük yaşamında önemli bir yer tutuyor bu nesneler. Hadi diyelim bunlar dizüstü bilgisayardı, o zaman neden kazılarda bunlara hiç rastlanmadı? 

Eğer cevabımız olmadan bir sonuca varıyor ve bunu direkt küçük yeşil adamlara bağlıyorsak; hele de herhangi bir araştırma yapmadan (müzenin sitesine ulaşmak yalnızca birkaç saniye alır) milyonlarca insanı yanıltmaya uğraşıyorsak bu art niyettir, ve bizlerin yapması gereken bu bakış açısına ısrarcı bir şekilde karşı gelmektir. 

Ne var ki komplo masallarının ve yalanın alıcısı bu kadar çokken, bu hiç de kolay değil.

Antik Yunan'da dizüstü teknolojisi yoktu ama onlardan geriye gittiğimiz kesin! Daha elimizin altındaki laptoplarla bile bir müze sitesine bakmayı akıl edemiyoruz, çünkü derdimiz gerçeği bulmak değil, post-modern masallar üretip dikkat çekmek!
Hayır, Antik Yunan'da Laptop Yoktu! Çünkü Priz Yoktu! Hayır, Antik Yunan'da Laptop Yoktu! Çünkü Priz Yoktu! Reviewed by GarajimdakiEjder on 12:27 Rating: 5

1 yorum:

Ali Özçelik dedi ki...

“Her zaman yolcusu antik Yunanlıların prizleri olmadığını ve dizüstü bilgisayarın da elektrikle çalıştığını bilir.”

Ne güldüm buna ya..